GERÇEKLEŞTİRİLİŞİNİN 50. YILINDA 27 MAYIS 1960 DARBESİNDE TEK PARTİ REJİMİNİN AYAK İZLERİ

Standart

1960 senesinin Mayıs ayının 27. gününde saat 05.25’ i gösterdiği saatlerde Ankara Radyosu’ nda spiker şu anonsu yapılıyordu :

“ Dikkat ! Dikkat ! Muhterem vatandaşlar! Radyolarınızın başına geçiniz ! Güvendiğiniz Silahlı Kuvvetlerinizin sesi bir dakika sonra sizere hitab edecektir. “

Bu anonsun sonrasında ise, otoriter ve gür bir asker sesi, ihtilâlin kudretli Albayı Alpaslan Türkeş, oldukça heyecanlı bir şekilde:

“ Bu gün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hâdiseler dolayısıyla ve kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır…”

cümlesiyle başlayan bir bildiriyi okumaya başlamıştır. Bildirinin daha sonraki kısımlarında ise, bu hareketin hiçbir şahıs veya zümreye karşı yapılmadığını, ihtilâl idaresinin hiç bir kişiye saldırgan bir tavrı olamayaağını, bütün vatandaşların yasaların teminatı altında olduğunun altı çizilerek anlatılıyordu.

Ancak,henüz bu bildirinin okunduğu dakikalarda darbecilerin söylemleri ve eylemlerinin tamamen farklı bir çizgi gösterdiği anlaşılmıştır. Darbenin hedef aldığı kitlenin Adnan Menderes Hükümeti ve Demokrat Parti olduğu anlaşılmaktadır.

Başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve Genelkurmay Başkanı olmak üzere, DP li milletvekilleri ve yüksek bürokratlar tek tek toplanarak demir parmaklıklar gerisine konuluyordu. Buna karşılık muhalet partisinin lideri İsmet İnönü ve CHP teşklâtından hiçbir kişi böyle bir işleme tabi olmuyordu. Bırakın tutuklanmayı, tam aksine ihtilâlin zoraki lideri Cemal Gürsel, yayımladığı 18 no.lu ihtilâl tebliğinde :
TSK’ nın bütün yurtta kansız bir şekilde duruma hakim olduğunu söyledikten sonra, Sayın İsmet İnönü ve arkadaşlarının “ sıhhat ve selâmette “ bulunduğunu özellikle belirtiyordu.
Öyle ki : “…İhtilali radyodan duyan yüzlerce CHP’li ve pek çok subay, İnönü’nün Ankara’daki Ayten Sokak’taki evinin önünde kutlama yapıyordu! Kalabalığın İnönü’nün evinin önünde toplandığını öğrenen Türkeş, bildiriden hemen sonra bir tabur askerle oraya geçti. İçeri girip İnönü’nün elini öptü. İhtilal ile ilgili kısaca bilgi verdi, sonra sarılıp ayrıldılar. İhtilalin ikinci günü ise bu kez Cemal Gürsel, İnönü’ye telefon edip, “Ne isterseniz, ne zaman isterseniz emrinizdeyiz.” diyecekti. İnönü de Gürsel’e, “Büyük bir iş yaptınız. Başarınıza yardımcı olmak için asıl ben sizin emrinizde olacağım.” şeklinde cevap verecekti. …” diyalogu da zaten darbecilerle, İsmet Paşa ilişkisini açık bir şekilde gösterneye yetiyordu. 1
Oysa aynı saatlerde, başta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genel Kurmay Başkanı olmak üzere, tutuklanan kişilerin “ hatırları “ sille tokat ile soruluyordu.

Darbeden sadece üç gün sonra, tutuklanıp Harb Okulu’nda göz altına alınan İçişleri Bakanı Dr. Namık Gedik, şahsına yapılan maddi manevi tahkir ve saldırılar karşısında, binanın penceresinden atlayıp intihar edecektir.( Kimilerince, bunun bir intihar olmayıp, darbeciler tarafından kasden atıldığı söylenmektedir ki, bu da daha vahim bir durumdur )

Namık Gedik’ in 27 Mayıs sabahı evinden alınışı ve Harbokulunda karşılanışı da çok ilginçtir :

“…Namık Gedik ve Hayrettin Erkmen için getirilen araç, biraz önce aynı apartmanda oturan Aydın milletvekili Nail Geveci’ yi götürdüğü için, o anda orada araç yoktu. Civardaki bir inşaatta bir kum kamyonu vardı. Etrafta toplanan kalabalık, o kamyonu gösterdi. Subaylar da Gedik’ i şoför mahalline, Erkmeni de arkaya bindirerek alıp götürdüler…
… Gedik, üst katta tuvaletin yanındaki odaya konmuştu. Kapısında subaylardan, Harbokulu öğrencilerinden hakaret kuyrukları oluştu. Ethem Menderes’ le paylaştığı söylenen bu odada gelenler birbirlerine ’ İşte katil bu ! ‘ diye Gedik’ i gösteriyorlardı. Gedik tedirgindi, fakat zelil değildi. Başı dik, edâsı mağrurdu…

… 27 Mayıs günü Dr. Gedik’ i merak edip kaldığı odanın kapısına kadar giderek bakan bir harbiyeli içeride donuk ve sabit bakışları br noktaya çakılı,dimdk hee gibi oturan bir adam görmüştü. Bu adamın yüzünde balgamdan tükürükten iğne ucu kadar boş bir yer yoktu. İşte Dr. Gedik denen heykel, o odada yüzünde bu balgam maskıyla oturuyordu.
29 Mayıs Pazar günü hemen hemen hiç bir şey yemediği ve hiçbir şey konuşmadığı naklediliyor. Ve o gece 23.00 sularında “Ya Allah ! “ diye haykırara kendisini pencereden dışarıya fırlatmak suretiyle hayatına son verdiği açıklandı…” 2

Öyle ki, ihtilâlin hemen ertesi günü kendisine Millî Birlik Komitesi (MBK) Başkanı ve TSK Başkumandanı pâyesini veren Cemal Gürsel, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ yü telefonla arayacak ve aralarında şu konuşma geçecektir :

“ CG : Sayın Paşam !

İİ: Buyurun Paşa Hazretleri !

CG: Size karşı kusurluyuz Paşam! Hareketimizi size önceden haber verseydik, bizi bundan caydırmak isteyeceğinizi biliyorduk. Yapacak başka bir şeyimiz kalmamıştı. Bizi affetmenizi rica ediyoruz. Emirleriniz bizim için daima peygamber buyruğudur Sayın Paşam !…

İİ:Memleket ve millet için hayırlı bir iş yaptınız. Mutlu ve uğurlu olmasını dilerim. Başarınız için asıl ben sizin emrinizdeyim…” 3

Günümüz Türkiye’ sinde bazı çevrelerce neredeyse “ demokrasi kahramanı “ gibi sunulan İsmet İnönü, başka bir kesim tarafından da, demokrasimizin on sene sürecek olan hazırlık yıllarının başarısızlığa dönüşmesindeki önemli bir aktörü olarak tanımlanır.

Bilindiği gibi 14 Mayıs 1950 günü yapılan ilk demokratik seçimlerde ( 1946’ da yapılanı açık oy, gizli sayımla yapıldığından demokratik kabul edilemez) CHP iktidarı ile, onun sabık “ Millî Şefi” olan İsmet Paşa’ nın Cumhurbaşkanlığı da son bulur.

O tarihte Cumhuriyet’ in kuruluşunun üzerinden sadece 27 sene geçmiştir. Mustafa Kemal’ in peşinden 2. adam konumunda olan İsmet İnönü, halen gerek sivil ve gerekse askerî bürokrasi , akademik çevreler, basın ve diğer aydın grupları nezdinde oldukça etkili bir konumdadır.

CHP’ nin seçim yenilgisinden sonra, ortada bir rivayet dolaşır:

“…4 general İnönü’ yü ziyaret ederek, seçim sonuçlarını iptal etmek, iktidarı Demokrat Parti’ ye devir ve teslim etmemek, mevcut idareyi devam ettirmek üzere emre amâde bulunduklarını bildirmişlerdir…” 4

Şu da bir gerçektir ki daha sonra yapılan 1954 ve de özellikle 1957 seçimlerinde CHP’ nin yenilgi ile çıkması, İnönü’ nün izlediği muhalefet politikasında oldukça sert bir tavır almasına sebep olur. Paşa, izlediği bu siyasetle üniversite, basın ve bürokrasinin de siyasîleşmesini sağlar.

27 Mayıs darbesinin en önemli gerekçesi olarak gösterilen “Tahkikat Komisyonu” kurulması safhasında, İnönü TBMM’ nde yaptığı konuşmalarda şunları söylüyordu :

“ …Biz ihtilâlden yetişmiş insanlarız. İçimizde bizim yaşımızda olanlar pek azdır; ama bizim etrafımızda bulunan teşekküller, fikirler, zümreler bizim geldiğimiz yolu bütün teferruatı ile bilirler. Biz ihtilâlden gelmiş bir nesiliz….
Şimdi biz tekrar ihtilâl usulünü takib edecek ve ihtilâl yoluyla iktidara geleceğiz; ne olacak ?…
Şimdi ihtilâl iktidarı (DP’ yi kasdediyor) bir defa eline geçirmiş olanlar tarafından yapılıyor; son zamanların modası budur…”
dedikten sonra sözlerini şu cümle ile bitiriyordu :

“ Şimdi arkadaşlar, ŞARTLAR TAMAM OLDUĞU ZAMAN MİLLETLER İÇİN İHTİLÂL MEŞRÛ BİR HAKTIR…”

Bu sözler, İsmet Paşa taraftarlarına göre mevcut iktidara yapılmış bir uyarı imişcesine yüceltilse de, aslında çok kısa bir zaman sonrasında, 39 gün sonra yapılacak darbenin fitilini ateşleyen bir tehdit olduğu da gözardı edilemiyecek derecede kışkırtıcı bir eylemdir.

İsmet Paşa’ nın daha sonraki yıllardaki ifadelerinde sarfettiği “ İhtilâlin ne içinde; ne de dışındaydım “ cümlesi her halde çok şey anlatmaktadır.

Aslında,darbeci cunta faaliyetleri 20 Ağustos 1957 ‘ de iyice gün yüzüne çıkmıştır.

“…Samed Kuşçu isimli bir Kurmay Binbaşı, İstanbul’ da milletvekili ve Ekspres Gazetesi sahibi Mithat Perin’ i ve Emekli Tümgeneral Kâzım Demirkan’ ı arayarak, ‘ BAZI SUBAYLAR GİZLİ BİR TEŞKİLÂT KURMUŞLARDIR, MAKSATLARI HÜKÜMETİ DEVİRMEKTİR! ‘ şeklinde bir ihbarda bulundu. Bu ihbar ancak 23 Aralık pazartesi günü Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik’ e ve Başvekil Adnan Menderes’ e ulaştırılabildi. İkisi de İstanbul’ da idiler. O akşam vilâyette bir toplantı yapıldı. Toplantıda Şem’ i Ergin ( Millî Savunma Bakanı) de vardı. Dr. Gedik, ihbar edilen subayların derhal tutuklanmasını istedi. Fakat ‘ basit avukat ‘ Şem’ i Ergin’ in hukuk titizliği üzerinde idi : ‘ ELİMİZDE MÜSBET HİÇBİR DELİL MEVCUT DEĞİLKEN TEVKİF MÜZEKKERESİNİ NASIL KESEBİLİRİZ? ‘ diyordu…” 5

Hükümetin olayı bu kadar hafife alması, iki sene sonraki darbe ile ağır bir maliyet olarak geri dönüşü getirecekti. İlginçtir, darbeci subaylarla ilgili olarak daha soraki yıllarda Genel Kurmay Başkanı olacak Tuğgeneral Cemal Tural başkanlığındaki Askerî Mahkeme, “9 subay “ hakkında beraat kararı verirken, ihbarı yapan Samet Kuşçu’ yu iftira ve isyana teşvik suçlamasıyla iki yıl hapse mahkum eder.

DP döneminin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, İsmet İnönü ve 27 Mayıs darbesine giden süreci Prof. Mehmet Saray’ a verdiği bir röportajda şöyle anlatır :

M.S. : İsmet Paşa iktidarı size nasıl teslim etti?

C.B. :Teslim etmeye mecbur kaldı. İktidara gelince beni Çankaya’ya davet etti, “Sen kur bunu bence münasibi budur” dedi. İsmet Paşa iktidarı kaybetmesine rağmen hâlâ olayları yönlendirmek istiyordu. Şaşırdım doğrusu. Bir gün Meclis’ te bağırmıştı. Hükümete karşı çok sıkı tenkitler yapardı. Bizi devireceğine çok güveniyordu. Meclis’te haykırmıştı, “Sizi ben bile kurtaramam.” Meclis’te yaptığı bu konuşmalarla 27 Mayıs için gerekli zemini hazırladıklarını düşünüyoruz. Bu müfrit grup ve onların destekçisi bazı basın mensupları 27 Mayıs öncesi bizlere çok haksız hücumlarda bulundular. Bu kampanyalar 27 Mayıs’ı yapmak isteyenlere çok cesaret verdi. İsmet Paşa öncesinde de sonrasında da 27 Mayıs’ı desteklemiştir. Darbecilerle devamlı fikir birliği içerisinde olmuştur. İhtilalci subaylardan Suphi Karaman yazdığı hatıralarında “27 Mayıs ortamının oluşmasında İnönü’nün büyük katkısı vardır” demiştir. …” 6

Çünkü tek parti şefliğine alışmış ve serbest seçimlerde milletin teveccühüne mazhar olamamış İsmet İnönü, hangi amaca yönelik olduğu aslında darbeden sonra anlaşılan bir taktikle taarruza …” geçtiği anlaşılmaktadır. 7

Darbenin sonrasında, DP teşkilâtı sözde yargılanmak, aslında infaz edilmek üzere Yassıada’ ya nakledilmişlerdir. Adına “bebek” ve “köpek” gibi traji-komik davalar, darbenin ne kadar temelsiz ve gerekçesiz olduğunu açık seçik gösteriyordu. Bu haberler aynı zamanda MBK’ ni halkın gözünde daha da yıpratıyordu.

Bu sıralarda darbenin göstermelik lideri Cemal Gürsel’ in bir tarafına felç inmiştir.

İsmet İnönü liderliğindek CHP ise, iktidarın bir an önce kendilerine altın tepsi içinde sunulmasını istiyordu. Bunun için de, o dönemin “ candaş”, “yandaş” ve “yoldaş “ basını marifetiyle toplumun gündeme “ Kurucu Meclis “ in bir an önce oluşturulması fikri atılır.

Darbenin üzerinden takriben yedi ay geçtikten sonra, 157 sayılı kanunla Kurucu Meclis oluşturulmasını öngörür.

29 Ekim 1961’ de ise Kurucu Meclis oluşur. Üyelerin 10’ u Devlet Başkanı tarafından, 18’ i MBK’ nce, 75’ i Valiliklerce, CHP’ den 49, CKMP’ den 25 ve sivil toplum kuruluşlarından olmak üzere 272 kişi ve MBK ile birlikte toplam 295 kişiden meydana getirilir. Aslında 25 kişilik CKMP’ li temsilcinin dışındaki bütün üyeler CHP’ nin siyasi görüşü çizgisinden olan kişilerden seçilmiştir. Tabii olarak DP ve daha sonraki yıllarda ülke siyasetinin yüzde 55’ ine yakın bir kesimin yapılacak yeni Anayasa’ da görüşüne başvurulmasına dahi gerek duyulmamıştır.

1961 seçimlerinde CHP’ nin aldığı yüzde 34.79 oya karşılık, AP’ nin yüzde 34.79, YTP’ nin yüzde 13.73, CKMP’ nin yüzde 13,96 oy oranları bu sonucu doğrulamaktadır.

Bu sonuçlardan sonra Cemal Gürsel’ in Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü’ nün koalisyon hükümetinin Başbakanı olması ise, 27 Mayıs darbesindeki ittifak ve iş bölümünün doğal görüntüsünü ortaya çıkaracaktır.

D İ P N O T L A R :

1 Abdullah KILIÇ, “ İşte 27 Mayıs ın Utanç Belgesi “ Zaman Gazetesi, 2 Mayıs 2010
2 Yılmaz ÖZTUNA, Ayvaz GÖKDEMİR, “ Türkiye’ de Askerî Müdahaleler “ Tercüman Gazetesi Yayınları, İstanbul,1987, s. 117,118

3 “ a.g.e “, s.42
4 “ a.g.e “ s.102
5 “ a.g.e”, s.104
6 Mehmet SARAY, “ 27 Mayıs’ ta İnönü’nün Büyük Payı Var” , Vatan Gazetesi, 23 Mayıs 2010
7 İsmail KÜÇÜKKILINÇ, “ 27 Mayıs’ın Öncüsü Olarak Uşak Hadisesi,İsmet İnönü’ye Taş Atılması ve Hilmi Yavuz ” http://www.haber10.com/makale/19385/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s